5 Eylül 2008 Cuma

Ruhuma dost satırlar


Kelimelerin bize dostlarımızdan daha yakın olduğu anlar vardır. Bir yazı okuruz ve içinde kayboluruz. Mahrem yerlerimize en ihtiyacımız olduğu anda dokunur onlar. Ruhumuza işler ve ondaki kırgın noktalara merhem olurlar. Cümle kurmamıza gerek yoktur, anlatmak için acıyan yanlarımızı. Onlar karşımıza bizi bizden iyi bilen tarafından çıkarılmıştır. Misyonları kalbimizdeki nasırlı yanlarımıza hayat vermektir.
Satırlar arasında kaybolurum bazen, gözlerimin önündeki sır perdesi aralanır, bambaşka diyarlara yelken açmak isterim. Yitirir hükmünü tüm dert edindiklerim…
Fanilik mührünü taşımaya mahkum olan hiçbir şeyin gidişinden elem duyulmaması gerektiğini anlarım. Kalbin gıdasının bu satırlar arasında olduğunu keşfederim. Dilime dolarım isimlerini bir bir…
Satırların katibine duyduğum hayranlık ona olan özlemimle birleşir. Bir görsem, açsam yüreğimdekileri, bir iki kelam dinlesem ondan halime hitaben…
Su üstünde yürümenin, mekanın esaretinden kurtulmanın sırrı nededir diye sorsam…
Halimi şikayet etsem, satırların anlattıklarının çook gerisinde olduğumu söylesem…
Bir el okşasa başımı ve ben esareti altına girdiklerimin esaretinden kurtulabilsem…
Satrılarıyla buluşmadan önce derdiyle tanıştığım bir kez daha gelse gözlerimi kapadığımda…
Ve ben rotamı hiç şaşırmasam…

‘’ Uçmak ne ki yerde leş arıyorsa gözler! İşte akbabalar da uçuyor gökte kara lekeler bırakarak. VAR MI UÇABİLEN KALBİNİN ÜSTÜNDE! Tayy-ı mekan edene itibar ediyorlar ne tuhaf! Ya su üstünde yürüyenlere ne demeli; balıkları denizde yüzdürmüyor mu Allah! Var mı yürüyebilen kalbinin üzerinde!’’
A. Ali Ural

3 yorum:

muRat dedi ki...

Varmı kalbinin üzerinde uçabilen..Ne anlamlı söz bu?..

almina dedi ki...

Keşke kaybolsak onun anlam derinliklerinde. Ne biz geri dönüş yolunu bulabilsek, ne de bizi bulabilse geride bıraktıkalrımız...

NnEvV dedi ki...

katran ağacı ... yıllar önce oda kesildi görmek istemeyenler tarafından ...